Varyant Haber

Röportaj: Metin Bulut

Röportaj: Metin Bulut
19 Ocak 2018 - 20:00

VaryantHaber.com olarak Antalya Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Metin Bulut ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Bu keyifli röportaj için Antalya Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Metin Bulut’a teşekkür ederiz.


Öncelikle sizi tanıyalım. Metin Bulut kimdir?

1963 doğumluyum, özbeöz Antalyalıyım. Yenikapı semtinde doğdum. Antalya Ticaret Lisesi’ni bitirdim. Küçük yaştan beri futbolun içindeyim. Futbola Merkez Gençlik’te başladım. Daha sonra Antalyaspor, Elazığspor, Kırşehirspor, Batman Belediyespor, Akçaabat Sebatspor, Niğdespor, Aksarayspor gibi birçok profesyonel kulüpte top koşturdum. Futbolu bıraktıktan sonra iş hayatına başladım. İş hayatımın ardından Haşim İşcan Mahallesi’nde dört dönem muhtarlık yaptım. Muhtarlığı bırakmamın ardından Muratpaşa Belediyesi’nden CHP Meclis Üyesi olarak seçildim ve bir dönem meclis üyeliği yaptım. 1999’dan bu yana da Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanlığı yapıyorum.

 

1999 yılından bu yana Antalya Amatör Spor Kulüpleri Genel Başkanlığını yürütüyorsunuz. Sizce Türkiye’de amatör liglerin durumu nedir?

Bir ülkenin futbolunun iyi mi kötü mü, başarılı mı başarısız mı olduğunu bir tek noktadan anlayabiliriz. Bir terazi düşünürsek; Türk Milli Takımı, Dünya Şampiyonası’na, Avrupa Şampiyonası’na gidebiliyor mu, ülkemizde milyarlarca dolar harcanan paralarla UEFA’da kulüplerimiz neler yapıyor, bunlara bakmak lazım. Beşiktaş, bu sene sıkıntılar yaşayan ülkemizi güldürdü, bizleri sevince boğdu. Ülkemiz için Beşiktaş’ın yaptığı büyük bir başarıdır.

Hiç kimse birbirini kandırmasın. Ülkede futbol diye bir şey yok. 335 bin nüfuslu İzlanda, Dünya Kupası’na gidiyor ve 80 milyon nüfuslu Türkiye bu turnuvaya katılamıyorsa, demek ki spor alanında profesyonel futboldan amatör futbola, profesyonel liglerden amatör liglere bir yanlış vardı. A’dan Z’ye yanlışlıklar var ve tablo budur.

 

Antalya Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu’nda en uzun süre genel başkanlık yapan isimsiniz.  Döneminizde baktığımız zaman amatör kulüpler sisteminde size göre eksiler var mıdır? Varsa bunu düzeltmek için ne gibi çalışmalar yapıldı ya da yapılıyor?

Hayat, sistem olursa güzelleşir. Sistemsiz hayatın tadı tuzu olmaz. Onun için sporu spor adamları yönetmelidir. Kendi dalında uzman olmuş, bu iş hayatını vermiş insanlar kulüpleri yönetmelidir. Şu anda Real Madrid’in, Ajax’ın, Barcelona gibi kulüplerin başkanlarının adını sorsam söyleyebilir misiniz? Hayır. Dünyada bu kulüplerin başkanları televizyonlara, gazetelere çoğu zaman çıkmaz. Sadece sezon başında bütçeleri belirler. Bu işin temelinden gelmiş genel menajerler vardır. Onu çağırıp, bütçelerini söylerler, ligi bitirmek istedikleri sırayı söylerler, bütçeyi de genel menajere emanet ederler. Genel menajer; antrenörü, doktoru, masörü, malzemeciyi kendisi getirir. Yönetim kurulunun kendisine belirttiği sıralamaya nasıl çıkabilirim, bütçeyi nasıl yetirebilirim diye ona bakar. Ülkemizde ise parası olan, oteli olan, fabrikası olan, yatı katı olan maalesef kulüp başkanlığı yapmaktadır.

Bu ülkede futbolun düzelmesi için TBMM’nin acilen spor yasasını, kulüpler yasasını düzenlemesi gerekir. Dernekler masasında şu an profesyonel bir kulüp de amatör kulüp de aynı kanunla yürütülüyor. Böyle bir şey olamaz.

Sen milyon dolarlar harcıyorsun, kulüp başkanlığını bıraktıktan sonra o borçlardan sorumlu olmuyorsun. Öyle bir dünya yok! O zaman ben de bir kulübe başkan olayım, kulübün malını mülkünü, gayrimenkullerini satayım, bankadan kredi alayım, o paralarla krallar gibi yaşayıp her gün televizyona gazeteye çıkıp havamı atayım. Sonra da reklamımı yapar, kulüp başkanıyım diye devletten ihale alırım. Şu anki durum bu. Zannetmeyin kulüp başkanları ilindeki ilçesindeki kulübün formasının aşkıyla bu işi yapıyor. Hepsi reklam peşinde.

Bizler, Türkiye Cumhuriyeti’nin dört bir köşesinde kaliteli, zeki, çalışkan, düzgün bir gençliğe sahibiz. Ama yıllardan beri maalesef bu çocukları spora yönlendiremedik. Sadece futbol değil, ülkemizin atletizmi de futbolu da boksu da karatesi de yüzmesi de kötü. Onun için diyorum ki öncelikle kendi gençliğimize, çocuklarımıza sahip çıkmalıyız. Sahip çıkmazsak, spor sahaları, spor tesisleri açmazsak bu gençliği kaybederiz.

Ayrıca Millî Eğitim Bakanlığı ve Gençlik Spor Bakanlığı bir masaya oturmalı ve bu eğitimle bu ülkede sporcu çıkmayacağını artık anlamalı. 16 yıldan beri altı Milli Eğitim Bakanı, beş Spor Bakanı değişti. Hala bir düzen oturtulamadı. Eğitim, spor, aile, kulüpler olmak üzere bir komisyon kurulmalı, eğitimi ezberden çıkartıp sporla birleştirmeliyiz.

Bugün dünyada bir İzlanda örneği var. Eğitimde dünyanın 10. sırasında ve 335 bin nüfusu var. Bu ülkenin 21.500 lisanslı sporcusu var. Türkiye’deki rakamlar için oturup ağlamak gerek. 80 milyonluk ülkede 298 bin amatör sporcu var. Bakın, futbol demiyorum. Ülkemizde 12 ay spor yapabiliyorsunuz, iklim şartları buna elverişli. İzlanda ise iklim şartları sebebiyle yalnızca 3 ay dışarıda spor yapabiliyor. Korkunç derecede tesisleşmişler. 12 ayın 12’sini de kapalı alanlarda yapabiliyorlar, tüm spor alanları kapalı şekilde dizayn edilmiş. Ülkemizde Erzurum var, burada 2-3 ay kar var. Buyurun, Antalya’da on dakika mesafede denize giriyorsunuz, 45 dakika uzaklıkta ise Saklıkent’te kayak yapıyorsunuz. Böyle şartlar hiçbir yerde yok.

Uyuşturucunun sebebi günümüzde 11’e düşmüş durumda. Bunun sebebi spor yapmamaktır. Spor, spor, spor… Devletin en büyük asli görevi yediden yetmişe spor yaptırmak ve spor alanları inşa etmek olmalıdır. Eğitimi öyle bir ayarlayacaksın ki, spor ve eğitim birlikte gidecek. Çocuklar bir at, sınavlara giriyorlar at yarışı gibi… Ufacık çocuklar o dershane senin, bu etüt benim koşuyorlar. Çocuğu görseniz öyle yetenekli ama ailesine neden göndermiyorsunuz diyorum, “O kadar para harcadım etüdüne, okuluna. Bunları yapsın, futbol oynamasın.” diyor. Ben daha ne diyeyim.

 

Amatör liglerin geliştirilmesi için ne gibi çalışmalar yapılabilir? Siz bu konuda TFF ve Antalya belediyeleri ile ne gibi çalışmalar yürütmektesiniz?

Sentetik halı sahamız eskimişti. Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, meclis ve encümen kararıyla nakdi olarak AASKF’ye 70 bin lira yatırdı. Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel de aynı şekilde hesabımıza yatırdı, Allah razı olsun. Burası yapıldı yapılalı ilk defa belediyeden katkı alınmıştır.  Allah razı olsun iki belediye başkanımızdan da.

Burada gördüğünüz gibi tüm çocuklar oynar, hiçbirinden para alınmaz. Burada para yoktur. Kulüpler antrenman yapar, para alınmaz. Çevredeki okullar gelip antrenman yapar, para alınmaz.  Amatör kulüpler gelir, ışıkları yakarız ücretsizdir. Ama her şey program dahilindedir. Öteki üç antrenman yaparken, beriki bir antrenman yaparsa olmaz. Hak geçmeyecek.

Ben, Metin Bulutum. Hiç kimseyle buraya gelmedim. İmara verecek arsam yok, işyerimi kapatmışım, devlete bir kuruş borcum yoktur. Maliyeden korkmam. Evim bağım yok, velespitim bile yok. Ben dikim, ben böyle biriyim. Bizim hayatımız bu. 99 yılından beri buradayız. Üç yılda bir seçim olur. Her kulübün üç delegesi vardır, gelirler oy kullanırlar. 1999’dan bu yana karşıma bir kere aday çıktı, ona da 60 oy fark attım.

“Sizin geliriniz ne” diye soracak olursanız, şöyle açıklayayım. Futbol özerktir. Bizim bir üst yerimiz var, konfederasyon. Biz ayrı kurumlar olsak da birlikteyiz. Futbola katılan bir sürü kulüp var. Bunlar yılda bir kereye mahsus 200 TL lige katılım parası verir. Bir de yıllık 10 TL aidat vardır. Elimden gelse onu da kaldıracağım. Yok ki amatör kulüpte, nasıl verecek.

Biz böyle birleştirip, daha sonra 9-10 bin lirayı da yönetim kuruluna bölüp 30 bin TL’ye tamamlıyoruz. Her kulübe onar tane futbol topu dağıtıyoruz. Daha burada çalışanlar var.

Amatör sporlarla uğraşanlar, yöneticilik, başkanlık yapan insanlar bana göre Kurtuluş Savaşı’nın gizli kahramanları gibidirler. İnanın, ülkenin gizli kahramanları amatörlerdir. Kendi çocuğuna ayakkabı alacak parası olmayanlar, 200 çocuğa spor yaptırıyorlar. Biz, bu gizli kahramanlara maddi manevi destek olmak zorundayız. Amatör takım bu, geliri yok. Deplasmana gidecek oluyor, 500 TL otobüs.  500 de yolla harcasa etti mi 1000 TL. Biz alo diyoruz, Büyükşehir Belediyesi de Muratpaşa Belediyesi de haftada bir kez otobüs veriyor. Biz de çizelge yapıyoruz. Kimi yollamışız, sıra kimde bakıp ona göre karar veriyoruz. Daha sonra kendi imkanlarımızla o sporculara sabah kahvaltısı veriyoruz. Ama insanlar mutlu oluyor. Biz o portreyi görmek için bunu yapıyoruz. Amatörlerin dünyası budur kardeşim.

 

Biraz da şehrimizin profesyonel liglerindeki takımlarından bahsedelim. Kemerspor 2003, Antalyaspor ve Alanyaspor ’un liglerindeki durumlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Daha önce bazı kulüpleri söyledim, onların başkanlarını duydunuz mu diye sordum, “bilmiyoruz” dediniz. Ben de bilmiyorum emin olun. Ama bizim ülkemizde işin ehli olmayan insanlar ya başkan ya yönetici oluyor. Spor içinde siyaset bugün değil, geçmişte de vardı. Eğer bizler bu kafayla gidersek, Dünya Kupası’na İzlanda gider, biz de siyasetçilerle uğraşırız. Sporun içinden siyaseti çekmemiz gerek.

Bugün Antalyaspor, şehrimizin güzide bir takımı. Böyle güzellikleriyle, deniziyle, havasıyla, tarihi alanlarıyla dünyanın en mükemmel takımını yaratmak lazım. Ama bu işler parayla olmuyor, paralı adamları gördük. Bu işler akılla olur. En büyük sermaye, akıl ve tecrübedir. Senin ne kadar paran olursa olsun, yanlış yatırım yaparsan batarsın. Nasri diye bir adamı getirdiler, Kale Kapısı’nda imza töreni yaptılar. Ben o gün yakınlarıma “Nasri, Antalyaspor’da oynamaz, Antalyaspor Nasri’yi oynatamaz.” dedim. Niye bu oyuncuyu Avrupa takımları almıyor, bir etüt etsenize be kardeşim! Para boşa gitti. Ne oldu, Nasri oynamıyor. Oynatamazsın.

Antalyaspor, yıllardan beri kötü yönetilmektedir. Bugün Antalyaspor’un geleceğini iki kişi belirliyor. Birisi Menderes Türel, birisi Nafiz Tanır. Neden bunlar kardeşim, çünkü Antalyaspor Kulübü Derneği en büyük hisseye sahip. Menderes Türel bugün “Metin Bulut başkan olsun” diyecek, Nafiz Tanır elini kaldıracak ve hop, ben başkanlığa geldim. Ali Şafak Öztürk de Cihan Bulut da Hasan Akıncıoğlu da Gültekin Gencer de “evet” demeyle başkanlığa gelen isimler. Yanlış yönettiler Antalyaspor’u. Kulübün bugün 300 milyon TL’yi geçen bir borcu var. Gelecek sezona dek 25 milyon TL ödemek zorundasın.

Antalyaspor’da sevgiyi aşılayacak, o sporculara aile ortamı sağlayacak bir abi lazım. Sporun içinden gelmiş birisi lazım. Antalyaspor benim için vatan kadar, bayrak kadar önemli. Neden, çünkü şehrimin takımı. İnşallah şu ölüm döşeğindeki Antalyaspor düze çıkar. Yoksa Antalyaspor’u kötü günler bekliyor.

Kemerspor 2003’e gelirsek, bir pilot takım olması gerekiyordu. Geç kalınmış bir proje oldu. Kemerspor’u pilot takım diye aldılar ama pilot takımın ne anlamda kullanılacağını bilmedikleri için yanlış yolda gittiler. Pilot takım böyle olmaz. Pilot takım, Antalyaspor’un himayesinde olur. Antrenörünü, yöneticisini, idarecisini, futbolcusunu Antalyaspor bulur, tüm masrafları Antalyaspor yapar. U21, U17, U18 gibi kategorilerdeki çocuklar oraya verilir. Dışarıdan transfer yapılmaz. Mevcut altyapıdaki çocuklarla sahaya çıkılır. Oradaki yetenekli çocukları takip edip takımına kazandırırsın. Böylece yaptığın masraf on kat çıkar. Yapılan iş doğru fakat uygulama A’dan Z’ye yanlış.

Alanyaspor’a gelirsek 81 ilde Süper Lig’de ilçe takımı olarak bir Akhisarspor var bir de Alanyaspor var. Ne dedik, “kulüpleri işinin ehli insanlar yönetmeli “dedik. Düzgün değilse o kişiye “hadi git agam” demeyi de bileceksin. Alanyaspor’un başkanı Hasan Çavuşoğlu, 99 yılından bu yana benim federasyonumun genel başkan yardımcısıdır. Ben ondan yanlış görsem, ben onu tutmam. Aynı şekilde o bende yanlış görse, o beni tutmaz. İkimiz de doğru işler yapıyoruz demek ki.  Ehil insanlar olarak geldiler, düşecek takımı kurtardılar. Bir de orada güzel bir ekip var. Mevlüthan Çavuşoğlu diye bir arkadaş var, dünyayı çok iyi bilir ve tanır. Kat kat bilgilidir. Hangi ülkede kim oynar, bilinmedik bir ülke bile olsa bilen bir insan… Temelden yani, yetişmiş, kendisini de yetiştirmiş bir isim. Yaptığı transferde yanılma payı yok, neden çünkü belki on kez seyretmeye gidiyor oyuncuyu. Ona göre karar veriyor. Az bir bütçeyle yola çıktılar. Alanya halkı için de Alanyaspor taraftarları için de bizler için de önemli bir şey Süper Lig’de ilçemizin bir takımının olması. İyi yoldalar.

 

Antalyaspor, altyapının başına David Badia’yı getirmiş ve bu tercih çok konuşulmuştu. İlimizde o kadar altyapı antrenörü varken siz bu tercihi nasıl yorumluyorsunuz?

Bak güzel kardeşim, TFF yabancı futbolcu sınırı kalksın, serbestlik gelsin demiş mi, demiş. Ben de TFF başkanı olsaydım, iki yabancıdan fazlası yasak derdim. Ama parantez açardım, benim normlarıma uygun şekilde her kulüp altyapısına yabancı eğitimci getirilmeli şartını koyardım. Gidilmeden görülmeden yargılandı David. Yabancı futbolcunun bu ülkeye gelmesine karşıyım. Ha, eğitimli biriyse, kültürlü biriyse gelsin. Bizim yabancı eğitimciye ihtiyacımız var. Bizde eğitimci yok. Futbol eğitimcisi yok. David şu kadar para alıyor deniyor da hak ettiği o ki alıyor. Senin altyapı antrenörün de 1500 TL’ye çalışmasın madem. Senin değerin o kadar. Çalışma o zaman, neden çalışıyorsun?

Bakın, bizim bu ülkede iyi bir eğitimciye ihtiyacımız var. Eğitimci olmadı sürece hiçbir şey yapamayız. Şu çocukların hepsi birbirinden yetenekli. Bunların hücreleri öylesine sağlam ki, ne söylersek ne yaparsak hepsini aldılar. Bu çocukların yüzde doksanına yanlış antrenman yaptırılıyor. Sen 11 yaşındaki çocuğa yüz kiloluk bir şey taşıtır mısın?

Bilimsel olarak yapılan hiçbir şey yok bu ülkede. David’in aldığı beni ilgilendirmez ama onun değeri oymuş, helal olsun. David gelmeden önce altyapıyı çalıştıranlar çocuklara tekmelik taktırmıyorlardı. David geldi, idmanda da maçta da tekmelik taktırdı. Gerisini boşver. Hani basitti bu? E niye bu antrenörler göremedi bunu? Maçta tekmeliksiz oynatıyorlardı çocukları, neden oynattılar? Hiçbir şey yapmasan da bugün Antalyaspor’un U11, U12, U13 takımlarını bir seyredin. Bir de buradakileri seyredin. Antalyaspor’dakiler öyle bir futbol mantalitesiyle oynuyorlar ki bu da çalışarak oluyor. Atıp tutuyorlardı, ben gittim gözümle gördüm. David’in kurmuş olduğu sistemde kaç dakika koşacaksın, kaç dakika çalışacaksın hepsi belli. Bizim ülkemizde 3-4 gazeteci görmeden, yaşamadan yazıyor. Gördüğün şeyi yaşamalı, gördüğün şeyi yazmalısın.

 

RÖPORTAJ: FAHRETTİN KAYAN

 

 

 

Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -

© 2017 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır. | Sitemiz sanalbasin.com üyesidir