Varyant Haber

Haydi Depremi Konuşalım

Murat Doğan yazdı…

Haydi Depremi Konuşalım
01 Ekim 2019 - 10:00

Deprem korkusu ile bir daha yüzleştik.

Sevinelim mi, üzülelim mi; karmaşık duygular içinde kaldık.

Sevinelim mi dediğim konu, can kaybının olmaması ve yıkıcı bir hasar meydana gelmemesi. Ayrıca İstanbul için beklenen büyük deprem öncesi, hazırlıkların hangi aşamada olduğunu, eksiklerin bir an önce giderilmesi gerektiğini 5.8’lik bir uyarıyla anlamış olduk. Bu açıdan baktığımızda böyle bir depremi şans olarak yorumlamak mümkün.

17 Ağustos 1999 yılında yaşanan deprem felaketinden sonra bir yıl boyunca her gün depremi konuştuk. Gündemden hiç düşmedi. Binaların çürüklüğünü, malzemeden çalan müteahhitleri, deprem kuşağında olan ülkemizin riskli illerinden biri olan İstanbul’da böyle bir felaketin tekrar olabileceğini, sorumluların bu konuda yeterli çalışmayı yapamadıklarını konuştuk.

Sadece konuştuk.

Aradan geçen 20 yılın ardından ikinci büyük depremi yaşadı İstanbul. Beklediğimizi sandığımız ancak hiç beklemediğimiz bir anda…

Devlet yetkilileri üst düzeyde teyakkuz durumuyla Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) toplantısında konuyu ele aldı. Alınacak önlemler konuşuldu.

Vatandaş can derdine düşmüşken, araya siyaset sıkıştı.

İBB Başkanı İmamoğlu ile TAMP toplantısına başkanlık yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay arasındaki ‘davet’ polemiği depremi mepremi unutturdu.

İşin içine siyasetin karışması yanlıştır. Yine de telafisi mümkün ancak dikkatinizi çekmek istediğim asıl tehlike; İstanbul’un depreme hazır olmadığı gerçeğidir.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), İstanbul Depremi ve Beklenen Tehlikeler konulu toplantıda, uzman olarak bu yönde görüş bildirdi.

İstanbul’un depreme neden hazır olmadığını açıklayan uzmanlar, ulaşım yapıları ve köprülerin, dolgu alanlarının, tarihi eserlerin depremde vereceği tepkinin bilinmemesi, kentsel dönüşüm projelerindeki yanlışlıklar, su taşkınlarında yetersizliği açığa çıkan altyapı sorunları, dere yataklarını yerleşime açan imar uygulamaları, imar afları, afet sonrası çalışmaların taşıdığı soru işaretleri ve deprem bilincinin yeterince yaratılamaması, İstanbul`un tahmin edilenden öte yıkıcı bir etki altına gireceği yönünde görüş belirttiler.

Bir hikaye:

Köyde herkes tarafından çok sevilen bir adam varmış. Dinine bağlı, her gün Allah’a dua edermiş.

Bir gün yaşadığı köyde sel felaketi yaşanmış. Herkes köyü terk ediyormuş. Ama bu adam yerinden kımıldamıyormuş. Sonunda en yakın arkadaşı arabasını evinin önüne çekerek kendisine seslenmiş, “Haydi arabaya atla, köyde kimse kalmadı, barajın kapakları patladı, sel baskını olacak. Haydi gel” demiş. Ama adam “Allah beni kurtarır sen git” demiş.

Sonra sular artmaya başlamış, yardıma gelen bir kayığı ve onun ardından gelen başka bir kayığı da reddetmiş. Yine “Allah beni kurtarır” diyerek istememiş.

Sular o kadar artmıştı ki, adam evin damına çıkmış yardıma gelen bir helikopteri de aynı şekilde geri çevirmiş. Sonra da boğularak ölmüş.

Allah katına yükselince merakla sormuş: “Allah’ım benim dualarımı neden kabul etmedin?”

Karşılığında şu cevabı almış; “Kurtulman için imkanlar sundum. Araba gönderdim, kayık gönderdim, helikopter gönderdim hiçbirini kabul etmedin.”

Dini anlayışımızda tevekkül vardır yani Allah’a güvenmek. Fakat bu güven tembelliği, ihmalkarlığı ve işi oluruna bırakmayı gerektirmez.

Bu nedenle 5.8 İstanbul depremini ‘şans’ olarak görüp bir an önce, yıllardır alınamayan tedbirlerin hayata geçirilmesi gerekiyor.

20 yılın sonunda anladığımız şu; demek ki konuşarak bu işler olmuyormuş.

Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -

© 2017 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır. | Sitemiz sanalbasin.com üyesidir